Suriye’de Rusya-Esad-PYD İttifakı

Suriye'de son dönemde gerçekleşen Rusya-Esad-PYD operasyonları
Suriye’de son dönemde gerçekleşen Rusya-Esad-PYD operasyonları kaynak: NTV

Suriye Krizi ve Rusya

Rusya, Suriye krizine fiilen müdahale ettiği günden beri Şam yönetimi ile koordineli olarak muhalif bölgeleri bombalamaktaydı. Bu sayede Şam yönetimi kaybettiği bölgelerin önemli bir kısmını çok kısa bir zaman diliminde tekrar ele geçirdi. IŞİD’e müdahale adı altında yürütülen operasyonların çok az bir kısmı IŞİD’e karşı düzenlense de uluslararası kamuoyunda Rusya’nın yaptığı algı operasyonları kendini kurtarıcı, Batı’yı beceriksiz, Türkiye’yi de IŞİD destekçisi olarak göstermeye yetiyor.

Tarihsel süreçte olayları incelemeyen herkesin ilk sorduğu soru “Rusya’nın Suriye’de ne işi var?” olabilir. Fakat soğuk savaş dönemine baktığımızda, SSCB’nin Suriye’de Hafız Esad ile sıkı ilişkilerinin olduğunu ve şu an eski müttefikine yardım ederek Orta Doğu’daki etkinlik alanını korumaya çalıştığını görebiliriz. Bu sebepledir ki Rusya, ekonomik alandaki en büyük müttefiki Türkiye ile karşı karşıya gelmeyi göze almıştır.

Hatırlatma:

Rusya’nın Su-24 tipi uçağı Türkmen dağı bölgesini bombalarken Türk F-16 uçağı tarafından vurularak düşürülmüştü. Türkiye düşen uçağın sınır ihlali yaptığı, defalarca uyarıldığı halde cevap vermediği ve üzerinde herhangi bir ülkenin bayrağı bulunmadığını söylerken Rusya, sınır ihlali olmadığı ve uyarı yapılmadığını savunmuştur.

İki tarafta birçok belge sunmuş olsa da askeri uzman olmadığım için işin aslı ile ilgili yorum yapamıyorum. Fakat mantık yürütmek gerekirse, Türkiye’nin bu hamlesi Rusya’nın Suriye’deki etkinliğini artırmasına ve bunu meşru göstermesine zemin hazırlamış ve Türkiye’ye zarardan başka bir şey getirmemiştir.

Mantık çerçevesinde şahsi bir yorum yapmaya çalıştığımda iki sonuç ortaya çıkıyor. Birincisi çok sayıda Su-24’ün Şam yönetiminin envanterinde bulunması ve uçağın da Şam’a ait bir hava üssünden havalanması sebebiyle Türk pilot ve komutanlarında uçağın Suriye’ye ait olduğu izlenimini uyandırmış olmasıdır. Bunun sonucunda hiçbir uyarıya karşılık alamayınca uçak düşürülmüştür. İkinci ihtimal biraz daha varsayımsal fakat ihtimaller dahilinde olan Rusya’nın bilinçli olarak uçağını hava ihlaline yönlendirmesidir. Bölgedeki etkinliğini artırmayı planlayan Rusya, Türkmen dağı bölgesine yapılan saldırılar sonrası rejim askerlerini bombalamaya başlayan Türkiye’ye karşı askeri gücünü arttırmak ve bunu meşru göstermek için böyle bir şey planlamış olabilir. Bölgedeki diğer NATO üyesi devletlerin de Türkiye’nin uyarılarını telsizden duyduklarını belirtmesi  bu iddiayı güçlendirirken, Rusya’nın olay sonrası verdiği tepkilerin boyutu ve biçimi bu iddianın gerçek olma ihtimalini şahsım adına düşürüyor. Bir başka ihtimalse Rus uçağın ve pilotun teknik aksaklıklar yaşamış olma ihtimali.


 

Rusya-Esad-PYD İttifakı

Şimdiye kadar açıkça görülen Rusya-Esad ittifakına son günlerde terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD de katıldı. Türkiye’nin buna tavrı çok sert oldu. bölgeden Türkiye topraklarına açılan ateş sonrası angajman kuralları gereği başlatılan bombardıman birkaç gündür hala devam ediyor.

IŞİD’e karşı savaştığını iddia eden Rusya, Suriye ve PYD açıkça muhalifleri etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Şu anda Halep kuşatılıyor. Halep’in batısı Rusya tarafından bombalanıyor. Güneyi rejimin elinde. Kuzeyden de PYD saldırarak rejimin ikiye böldüğü muhalif bölgenin kuzeyini, Azez’i almaya çalışıyor. Peki bu alenen yürütülen harekatta IŞİD işin neresinde?

IŞİD bu noktada yalnızca kılıf olarak kullanılıyor. Özellikle Rus bombardımanının sivillere yönelik olduğu iddiası, bombardımanın mülteci sorununun arttırılmasına yönelik olduğu düşüncesini uyandırıyor (bkz. tablo 1). Bu sayede Batı toplumunun üzerindeki baskıyı artıracak olan Rusya, hem çözüm konusunda kendini tek adres göstermeyi hem de Batılı liderleri iç siyasette zor durumda bırakmayı amaçlıyor. Bunun en bariz örneği şüphesiz ki Almanya Şansölyesi Angela Merkel.

Bu ittifakın karşısında duran en büyük aktör ise Türkiye. Türkiye bu süreçte özellikle PYD’ye yönelik kırmızı çizgiler belirtmişti. Bunlar Fırat nehrinin batısına geçilmemesi ve müzakere masasına PYD ile oturulmaması yönündeydi. Müzakere sürecinde kısmen PYD’yi saf dışı bırakmayı başaran Türkiye, son operasyonlardan sonra PYD’nin ilerleyişini durdurmak için obüslerle bombardımana başladı.
Suriye'de sivillerin ölümüne sebebiyet veren gruplar
Tablo 1. Suriye’de sivillerin ölümüne sebebiyet veren gruplar kaynak: Al Jazeera


Türkiye Niçin Bu Kadar Tepki Veriyor?

  • Türkiye PYD’nin Suriye’den koparak bağımsız bir devlet kurma amacı taşıdığından emin ve güney sınırının büyük bir bölümünü kaplayacak olan bir Kürt devleti istemiyor.
  • PYD ve PKK’nın arasındaki organik bağdan rahatsız.
  • PKK’lı teröristlerin PYD aracılığı ile Suriye’de eğitilmesi ve PYD’ye verilen silahların PKK’lı teröristlerin üzerinden çıkması Türkiye’nin PYD’yi sadece ve sadece terörist olarak görmesine sebep oluyor.
  • Bölgede yaşayan Türkmenlerin PYD, Suriye Rejimi, IŞİD ve Rusya tarafından sıkıştırılıyor olması Türkiye’nin bölgeye müdahale etme gereksinimi duymasına sebep oluyor.
  • PYD’nin desteklediği Esad’ın tekrar başa geçmesiyle yönetimin tekrar Şii’lerin eline geçecek olması, İran’ın Irak Şii yönetimi ve Suriye üzerinden Akdeniz ile direkt bağlantı kurmasını sağlayacak.
  • Suriye krizi boyunca büyük düşmanlık güdülen Esad’ın tekrar başa gelmesi, Hafız Esad döneminde olduğu gibi Suriye’de yetiştirilen ve silahlanan binlerce PKK’lı terörist anlamına gelecek.
  • Esad’ın başarısız olması durumunda yönetimi devralma şansı yüksek olan ve Türkiye’den ciddi destek gören Özgür Suriye Ordusu’nun ve Türkiye’de bulunan milyonlarca mültecinin Türkiye’ye karşı muhtemel dostani tutumu Orta Doğu’da bölgesel güç olan Türkiye’ye ciddi faydalar sağlayacaktır.

Peki Türkiye bu duruma sessiz mi kalmalı? Sınır bölgesinde Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı yeni planlar yürütülüyor. Suriye rejiminin başarılı olacağını varsayarsak PYD-Esad işbirliği ile önümüzdeki yıllarda terör örgütü PKK’nın akıl almaz boyutlarda güçleneceğini öngörmek çok da zor değil. Diğer yandan bölgedeki Türkmenleri çok zor günler bekleyecek. Türkiye’nin PYD’ye karşı operasyonları ulusal çıkarlar açısından faydalı-bir bakıma mecburiyet- olsa da uluslararası arenada bizi yalnızlaştırdığı hatta en büyük müttefikimiz ABD ile karşı karşıya kaldığımız da bir gerçek. Medvedev soğuk savaş başladı diyor. Türk hükümeti yıllarca süren dış politikadaki etkisiz aktör rolünün acısını çıkartırcasına korkusuzca saldırmaktan çekinmiyor. Suriye krizi ile başlayan soğuk savaş eğer sıcak savaşa dönerse korkarım ki Türkiye bu savaşın baş aktörlerinden biri olacaktır.

Bir Cevap Yazın