Rusya-Azerbaycan İlişkilerine Tarihsel Bakış

Bu yazı 2009’da kaleme aldığım“Rus Ulusal Kimliği’nin Etkisi Altında Azerbaycan” adlı makalemin 3. bölümünden alınmıştır.

Azerbaycan Cumhuriyeti, Nahçivan özerk bölgesi de dahil olmak üzere 86.800 km2 yüzölçümüne sahiptir. Batısında Ermenistan, güneybatısında Türkiye, kuzeybatısında Gürcistan, güneyde İran, kuzeyinde Rusya Federasyonu ve doğusunda Hazar Denizi bulunmaktadır. Azerbaycan’nın nüfusu 2005 yılı rakamlarına göre 8.3 milyondur.1 Coğrafi konumu ve zengin doğal kaynakları nedeni ile hep büyük güçlerin ilgisini çekmiştir.2

1- Rusya Öncesi Dönem

1.1. Azerbaycan Hanlıkları

1739 yılında ölen İran Şahının ardından Azerbaycan’da İran’dan bağımsız bir çok hanlık kurulmuştur. Kuzeyde Karabağ, Şeki, Gence, Bakü, Derbent, Kuba, Nahçivan, Taliş ve Erivan, güneyde ise Tebriz, Urmi, Erdebil, Hoy, Maka, Meracin ve Karadağ’dır.Perslerin yönetim şekilleriyle çok fazla örtüşen bu küçük hanlıklar uzun süre bağımsız bir devlet etrafında birleşme düşüncesinden uzak kalmıştır. 18. Yüzyılın ikinci yarısında hanlıklardan birinin genişlemesiyle bu düşünce ilk kez meydana gelmiştir. Kuba hanı Fethali Hani Azerbaycan’ın tümünü egemenliği altına almak istiyordu. Sonuçta 1784 yılında Rusya’nın Kafkas Dağları üzerinden harekete geçmesi ile Feth Ali Han’ın planları yarım kalmıştı.4

Rusya’nın İran’a nüfuz etme politikası ile birlikte Azerbaycan Rusya’nın gözünde hammadde kaynağı potansiyeli oluşunun yanında İran’a açılan bir koridor olmaya da başlamıştır. Bunların yanı sıra Azerbaycan’ın, imparatorluğun diğer bölgelerindeki halklar için yerleşim yeri olarak kullanılması fikri de İmparatorlukta hakim olmuştur. Azerbaycan’ı Asya kültürüne sahip olduğu için topraklarına katmayı düşünmeyen imparatorluk, daha sonraları hanlıkların kendi kendilerini idare etmeleri sonucu kaybetmeye başladığı kontrolü sağlamak adına Azerbaycan’ı istila etmiştir.

İstila sonrasında Çarlık bölgedeki idari yapıda çok fazla değişiklilik yapmayı tercih etmezken, 1816 yılında Kafkas kumandanı olan General A. P. Yermolov, hanlıklara şüphe ile bakmakta ve onları yıkıcı ve potansiyel İran yanlısı faktörler olarak gördüğü için çeşitli bahanelerle hanlıkları birer ikişer ortadan kaldırmıştır.5 Hanlıkların ortadan kaldırılması sonucu Azerbaycan’da 7 Rus vilayeti kurulmuş, sınırlar da dahil olmak üzere hanların yerine askeri kumandanların geçmesi dışında bir değişiklik yapılmamıştır.

Bu bölge ile ilgili belirsizlikler sonucu Çarcı bürokratlar arasında meydana gelen çatışmaların etkisiyle bölgedeki idari sistem kaldırılmış yerine tek tip bir idare sistemi getirilmiştir. Buradaki vilayetler uezdlere(kazalara) dönüştürülerek, eski sınırlar dikkate alınmadan yeni sınırlar belirlenmiştir.6 Bu yeni idari sistem ise kısa sürede ardı ardına gelen yeni reformlarla değişmiş ve en son tüm yetki merkezi doğrudan Çar’a bağlanan genel valiliğe devredilmiştir.

2- Rusya Sonrası Azerbaycan

   2.1. 1905 Devrimi

Bir tarım ülkesi olan Rusya’da, Papaz Gapon ve örgütlediği binlerce kişinin Çar’a sefaletlerini anlatmak ve dilekçe vermek için sarayın önüne gelmeleri üzerine Çar’ın askerlerinin binlerce kişiyi kurşun yağmuruna tutmasıyla meydana gelen “Kanlı Pazar” olayları devrimin fitilini ateşleyen olay olmuştur. Bütün Rusya grev ve protestolarla çalkalanmış ve büyük şehirlerde işçiler Sovyet örgütlenmelerini kurarak yönetimi fiilen ele geçirmişlerdir.

2.1.1. 1905 Devriminin Azerbaycan Üzerindeki Etkileri

Bu karışıklıkların etkisi ile Çar II. Nikolay yönetim biçimine dair bir dizi reform yapmıştır. Buna göre, halkın temsilcileri yasaların hazırlanması ve müzakere edilmesi sürecine katılım hakkı kazanmıştır.7

Bu haberin üzerine Azerbaycanlılar ihtiyaçlarını yazdıkları dilekçeler hazırlamaya başlamışlar ve bir heyet oluşturmuşlardır. Ali Merdan Topçubaşı’nın da bulunduğu üç kişilik bir heyet St. Petersburg’a gönderilmiş, bu olaydan bir hafta sonra ise Azerbaycan’ın ileri gelenleri halkın talep ve ihtiyaçlarını belirttikleri 15 maddelik bir dilekçe hazırlamışlardır. Bu dilekçe Rus baskısına karşı oluşan tepkinin ve Azerbaycanlılardaki milli bilinci bir göstergesidir.8

2.2. Azerbaycan’da Etnik Çatışmalar

Rus yönetiminin izlediği kışkırtma politikası sonucu 1905 devriminden sonra Azerbaycanlılar ve Ermeniler arasındaki ilişkiler çatışmalara dönmüştür. Bu çatışmaların ilk kıvılcımı Bakü’de bir müslümanın Taşnaklar tarafından öldürülmesi olmuştur. Hemen ardından binlerce Azerbaycanlının Bakü’deki Ermeni mahallelerine saldırması sonucu olaylar büyümüştür. Bu olaylardan bir yıl sonra bu sorunlara bir çözüm bulmak adına Azerbaycanlı ve Ermeni temsilciler bir araya gelmiştir. İyi niyetlerin dile getirilmesine rağmen, daima sürecek bir anlaşmaya varılamamıştır.9

2.3 Azerbaycan Milliyetçiliği

Azerbaycan milliyetçiliğinin oluşumu büyük ölçüde yıllardır süregelen Azerbaycan-Ermeni rekabeti ile alakalıdır. Ermenilerle yaşanan çatışmaların ve kayıpların Azerbaycan’ın ulusal kimliğinin oluşumunda büyük bir payı vardır. İyi örgütlenmiş iki büyük devrimci Ermeni örgütü olan Hınçak ve Taşnaksütyun’un karşısında Müslüman grupların belirli bir düzene girmesi gerekmiş bu da ulusal kimliğin oluşumunda etkili olmuştur.

Bu bağlamda Ahmet Ağaoğlu önderliğinde Azerbaycan’ın ilk gizli ulusal-siyasal örgütü olan Difai kuruldu. Cemaat çatışmalarını yatıştırmaya, Azerbaycan ve Ermenilerin arasındaki problemleri çözümlemeye ve bu sorunların Rusya’nın kışkırtmaları ile ortaya çıktığını duyurmaya yönelik çalışmalar yapmışlardır.

3. Rus Kültürünün Azerbaycan Kültürü Üzerindeki Etkileri

Baskın ve gelişmiş bir kültür olan Rus kültürü ile İslam kültürünün bir araya gelişi sosyal ve kültürel bir çok sonuç doğurmuştur. Avrupa tarzı düşünce sisteminin Azerbaycan’da gelişmesini sağlayan bu kültürler buluşması, Azerbaycan toplumunun değişimine öncülük edecek olan aydın sınıfının oluşmasını sağlamıştır.

Edebiyat alanında da Rus kültürünün etkisiyle büyük gelişme sağlayan Azerbaycan, Miraz Fethali Ahundzade’nin Azerbaycan dilinde ilk Avrupai tarzda yazdığı tiyatrolarıyla10, tüm Türk dünyasına ve İran’a tiyatro konusunda öncülük etmiştir. Edebi gelişimin modern tiyatro ve gazetecilik yoluyla olduğu Azerbaycan’da, tiyatronun okuma-yazma bilmeyen geniş kitlelere ulaşım aracı olduğunu düşünen Ahundzade fazla radikal olarak görülmüştür. Eserleri ömrünün sonlarına doğru yerel olarak sahnelense de tiyatronun önemli bir kültürel kurum olmasında büyük emekleri vardır.


Dip Notlar:

1) Ahmet Sapmaz, Rusya’nın Transkafkasya Politikası ve Türkiye’ye Etkileri, Ötüken Yayınları,İstanbul, 2008, s. 53
2) Ibid.
3) Dilara Mehmetoğlu, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin Kuruluşunda Mehmet Emin Resulzade’nin Rolü, Kocaeli, 2004, s.9
4) Ibid., s. 10
5) Ibid., s. 11
6) Ibid., s. 13
7) Akdes Nimet Kurat, Rusya Tarihi, s. 386
8) Dilara Mehmetoğlu, Azerbaycan Demokratik…, s. 32
9) Ibid., s. 34
10) Ibid., s. 21

Bir Cevap Yazın